ÖZGÜN SÖYLEYİŞLER
Çağımızda atom çekirdeğinden galaksilere kadar
her varlık için kütüphaneler dolusu kitaplar yazılmıştır. Tıpkı bunun
gibi insanların hissettiği her duygu binlerce kütüphaneyi dolduracak
kadar çok sayıdaki şiirlerde milyonlarca kez ifade edilmiştir…
Meselâ
aşk üzerine söylenmemiş ne olabilir? Bu temayı ele alan bir şairin yeni
bir duyguyu veya düşünceyi anlatması mümkün müdür? Elbette ki hayır…
Fakat yine de yeni ve çok güzel aşk şiirleri yazılmaktadır ve insanlık
var olduğu müddetçe yazılacaktır. Burada özgün ve gerçek şairlerin
yaptığı, yeni bir şey söylemek değil, herkesin bildiği bir şeyi farklı
bir tarzda söylemektir. Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir olayı hiç
kimsenin söylemediği tarzda ve güzel söylerseniz özgün olursunuz.
Asırlar önce toprak olan Gaybî Sunullah bir dörtlüğünde şöyle der:
Söz marifet tacıdır
Sanma gayrı tac ola
Taklid ile tok olan
Hakikatte ac ola
Şairin
dediği gibi Mehmet Akif’in üslûbuyla, Çanakkale Şehitleri gibi bir şiir
yazarsanız kötü bir taklitçi olursunuz. Yunus’un diliyle Allah,
peygamber sevgisinden bahsederseniz gerçek ve ölümsüz bir şair
olamazsınız.
Necip Fazıl şairi arıya, şiiri bala benzetir. Arı
bin çiçeğe konup her çiçekten bal özü alır ve bir damla bal yapar. O bir
damla balda konduğu her çiçeğin nefaseti, kokusu vardır ama o bal
hiçbirine benzemez. Bu nedenle arı çok farklı, başka canlıların
yapamayacağı, özgün bir gıda maddesi çıkarır ortaya. Özgün şair de böyle
olmalıdır. Binlerce şiir okuyup bir şiir yazmalıdır. Yazdığı şiirlerde
okuduğu her şiirin etkisi olabilir ama hiçbirine de benzemez.
Şair
bu yönüyle dilin sınırlarını zorlamalıdır. Adeta dilin içinden yeni bir
dil yaratmalıdır. Faruk Nafiz bir şiirinde şöyle diyor:
Toprağın gölgesi vurmuşken aya
Sildi bir hızla bu kartal kanadı.
Şiirin
tamamını okumadan, şiir üzerinde kafa yormadan bu dizeleri anlamak
mümkün değildir. Şair burada Ay tutulmasından bahsediyor. Güneş ile Ay
arasına Dünya girince Dünya’nın gölgesi Ay’a vurur; kısaca Ay karanlıkta
kalır. Böyle bir durumda Ay’daki gölgeyi bir kartal kanadı hızla
silmiştir Faruk Nafiz’e göre… Bu durumda ister istemez bayrağımızdaki Ay
aklımıza geliyor. Toprak ile kastedilen de Akif’in “Kimi Hindu, kimi
yamyam, kimi bilmem ne belâ…” dediği gibi dünyanın değişik yörelerinden
gelen istilâcı güçlerdir.
Toprağın gölgesi Ay’a vurmuştur, yani
Ay-Yıldızlı bayrağımıza leke sürmüşler, gönderden indirmişler,
yakmışlar, yırtmışlardır. Bu dizeler bize bunları ve daha başka şeyleri
düşündürür. Meselâ hürriyetimizin, bağımsızlığımızın tehlikeye düşmesi
gibi…
Dizelerde bahsedilen kartal Atatürk’tür. Ay’daki gölgeyi bu
kartal hızla silmiştir. Bu dize bize Kurtuluş Savaşının kısa sürede
sonuçlandığını, Atatürk sayesinde şanlı bayrağımızın tekrar gönderlerde
dalgalandığını hatırlatır. Kısaca şair bu dizelerde “Düşmanlar yurda
saldırdı / Atatürk yurdu kurtardı” demektedir. Fakat böyle bir sözü
herkes söyler. Böyle dizeleri alt alta getirmekle şair olunmaz.
“Toprağın
gölgesi vurmuşken aya / Sildi bir hızla bu kartal kanadı “dizelerini
ise şair söyler. İşte şiirde özgün söyleyiş böyle olur.
erturanelmas.megabb.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder